Hz. Süleyman, Kuran'da da bildirildiği gibi çok büyük bir mülkün ve zenginliğin sahibiydi. Allah Kuran'da, Hz. Süleyman'ın sahip olduğu zenginlik ve iktidarla ilgili birçok bilgi vermiştir. Hz. Süleyman ise, tüm bu zenginliği Allah'ı zikretmek için istemiş ve sahip olduklarının tamamının Allah'ın bir lütfu olduğunu bilerek daima Rabbimize şükretmiştir.
Bakara Suresi'nde, Allah'ın Kitabını yalanlayanların, Hz. Süleyman'ın sahip olduğu mülk hakkında şeytanların söylediklerine inandıkları bildirilmektedir. Konuyla ilgili ayetlerde şöyle buyrulmaktadır:
Ne zaman onlara Allah Katından yanlarındakini doğrulayan bir elçi gelse, kitap verilenlerden birtakımı, sanki bilmiyorlarmış gibi Allah'ın Kitabını arkalarına attılar. Ve onlar, Süleyman'ın mülkü (nübüvveti) hakkında şeytanların anlattıklarına uydular. Süleyman inkar etmedi; ancak şeytanlar inkar etti… (Bakara Suresi,-102)
İnkarcılar, iftiracılar ve müminler aleyhinde fitne çıkarmak isteyenler ise, Hz. Süleyman'ın mülkü aleyhinde yalanlar üretmişlerdir.
Oysa Hz. Süleyman, yukarıda da belirtildiği gibi zenginliğin Allah'ın verdiği bir nimet olduğunu bilen ve her an Allah'a kendisine verdiği nimetler için şükreden salih bir peygamberdir. Zenginliğini ve gücünü ise daima Allah'ın rızasına uygun olarak kullanmıştır.
Bazı insanların Hz. Süleyman'ın tavrı hakkında asılsız iddialarla ortaya çıkmalarının asıl nedeni ise din ahlakına karşı olmalarıdır. Müminleri, özellikle Allah'ın elçilerini kendi düşük akıllarınca iftiralarla karalamaya çalışmak iftiracıların kasıtlı olarak başvurdukları bir yoldur. Böylelikle, insanların elçilere ve müminlere güvenmelerini ve onları dinlemelerini engelleyeceklerini zannederler. Ancak Allah her zaman inkarcıların bu tuzaklarını bozmuş, iman edenleri her türlü iftiradan temizlemiştir.
Ayrıca Müslümanlar inkarcıların kendilerine yönelttikleri iftiralara sabrederek, her türlü şartta Allah'a olan tevekkül ve teslimiyetlerini göstererek ahiretteki derecelerini artırmışlardır. İnkarcıların onlara zarar vermek için giriştikleri her çaba boşa çıkmış; aksine tüm bunlar müminlerin ebedi güzelliklerle, nimetlerle ödüllendirilmelerine vesile olmuştur.
